Fotoğraf çekiyorum, resim yapıyorum, gitar ve piyano çalıyorum, kitap okuyorum, film izliyorum, yazı yazıyorum… Dünya üzerindeki neredeyse her şeyi deneyimlemeye çalışıyorum. Çok fazla “hissediyorum”. Yaşadığım her duyguyu bunlar sayesinde anlamlandırıyorum ve duygularım bana ilham veriyor.
Gezmek; yeni yerler görmek, yeni kokular ve tatlar deneyimlemek istiyorum. Yeni zihinlerle, yeni duygularla ve insanlarla tanışmayı arzuluyorum. Ben ilhamımı tam olarak burada buluyorum. Keşfettiğim her yeni ülke, bağ kurduğum her yeni insan benim için taze bir duygu ve ilham demek. Anılarımı fotoğraf çekerek değil de adeta onları yaşayarak, yeniden yaratarak biriktiriyorum.

Kendime Hatırlatma Biçimlerim
Yaptığım her resimde, çaldığım her notada birilerinden, bir yerlerden parçalar olduğunu bilmek beni o kadar çok mutlu ediyor ki… Hatırlamayı da bu yüzden çok seviyorum sanırım, kendime hatırlatma biçimlerimi seviyorum. Peki, benim dünyamda ne anlama geliyor bu ‘kendime hatırlatma biçimleri’?
-Alınan ilham ve bilgi ile yaratmak, resme dökmek, anıları somutlaştırmak
-Bir fotoğraf albümü hazırlamak
-Yazmak. Zihni kelimeler ile gerçeğe dökmek
-Bir şehir haritasında yerler işaretleyerek anlamlarını not almak ve ip yardımıyla konumları birleştirmek
-Farklı ses çeşitleri ve enstrümanlarla harmanlayıp yeni şarkılar ve müzik türleri yaratmak

İlham ve Yaratım Süreçleri
Yarattığım şeylerin birer başlangıcı var aslında. Merak ediyorum ve keşfetmeye başlıyorum, ki zaten her şey burada başlıyor. Geziyorum, fotoğraflıyorum, yanımdan asla ayırmadığım iki küçük defterime not alıp eskizler çiziyorum. Gittiğim yerin tarihine, mitolojisine, dinine bakıyorum; kültürünü, değerlerini, geçmişlerini araştırıyorum ve öğrendiklerimden ilham alıyorum. Orada konuştuğum insanlar ile bu süreci tamamlıyorum, defterlerime aldığım notlar ve eskizler yardımıyla da yaratmaya başlıyorum. İlhamın da yaratımımın da apayrı süreçleri var anlayacağınız.
Hindistan cevizi gibi aslında; suyu, sütü, tozu, kabuğu… Her türlü yararlanıyoruz. Ve bunları üretirken de bir süreçten geçiyoruz. Üretimi de tüketimi de ayrı zevk veriyor insana.

Dünyayı Deneyimlemek: Anthony Bourdain
Gezi, ilham, yaratım, keşif, hindistan cevizi demişken tam da bu noktada, üretimi, tüketimi ve dünyayı deneyimlemeyi bir yaşam tarzına dönüştüren bir isimden Anthony Bourdain’den bahsetmek istiyorum. Hayatının dönüm noktalarından birinde, 44 yaşında yazdığı “Mutfak Sırları” kitabı uzun bir süredir okuma listemde ve artık okuma vaktinin geldiğini hissediyorum.
Anthony Bourdain tahmin edebileceğinizden çok daha yönlü biriydi. Dünya gezgini, aşçı, yazar, araştırmacı, belki de bir felsefeci. O kendi hayat felsefesini yarattı ve hayatını bizlere sunarak ben de dahil bir çok kişiye ilham oldu. Hayatı uzaktan gözlemlenecek bir şey değil, doğrudan deneyimlenecek bir şey olarak görüyordu. Geziyor, görüyor, oradaki insanlarla gelenekler ve daha bir çok konu hakkında sohbet ettikten sonra keşfettiği ilhamını mutfağına ve kalemine aktarıyordu.

“Seyahat sizi değiştirir. Bu hayatta ve bu dünyada ilerlerken bir şeyleri ufak tefek değiştirir, ne kadar küçük olursa olsun ardınızda izler bırakırsınız. Buna karşılık hayat ve seyahat de sizde izler bırakır. Çoğu zaman bu izler ister bedeninizde, ister kalbinizde olsun güzeldir.” -Anthony Bourdain
Aslında benim kendime hatırlatma biçimim resimlerimken, onunki yemek yapmaktı. Gezip gördükçe topladığı ilham ve hatıralarını mutfağında harmanlayarak yepyeni tarifler yaratıyordu…
Bir Nota, Bin İlham
Gezilerden keşiflerden bu kadar bahsetmişken biraz da müziğin ilham gücünden bahsetmek istiyorum. Müziksiz bir dünyayı düşünmek bile istemiyorum. Hayatlarımızın her anına serpiştirilen renkli simlerden farksızlar benim için.
“Müziğin ne denli büyük bir güce sahip olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Henüz yürüyemeyen bir bebeğin duyduğu melodilere verdiği o tatlı tepkilerden, cenazelerde sanki ‘müzik iyileştirir’ dercesine yankılanan, hafif ürpertici ama bir o kadar huzurlu ve umut dolu bestelere kadar… Hayatımızın her anında, her noktasında müzik var.

Resimlerimi yaparken de bana en çok yardımı dokunan şey müzik oluyor. Sevdiğim şarkılardan, enstrümanlardan yararlanıyorum. Bazen sadece şarkıları açıp karalıyorum. O şarkının o an bana hissettirdiği duyguyu kağıttan elimi kaldırmadan hareketli çizgiler, şekiller çizerek yansıtmaya, aktarmaya çalışıyorum.
Aynı zamanda şarkının başından sonuna kadar bana çağrıştırdığı renkleri de sırasıyla not alıyorum. Ve sonraki çalışmalarımda bana o kadar çok yararı dokunuyor ki… Kek pişirmeden önce malzemeleri bir kapta hazırlamak gibi. Geriye sadece pişirip yemek, tadını çıkarmak kalıyor.

Kandinsky ve Jazz
Bana özellikle bu konuda en çok ilham olan kişi Wassily Kandinsky. O da aynı şekilde müzikten aldığı ilhamla yapıyor eserlerini. Bir nevi müziğin resmini yapmayı amaçlıyor, soyut olan müziği resim yoluyla somutlaştırıyor diyebiliriz.
Sanat anlayışı; nesneleri birebir kopyalamayı reddeden, resim sanatını renk ve biçimlerin tıpkı müzik gibi doğrudan ruha hitap ettiği soyut bir ifade olarak gören bir felsefeye dayanıyor.
“Müzik, doğası gereği hiçbir şeyi dışarıdan kopyalamaz; o, doğrudan ruhun iç sesidir. Resim de bu güce ulaşmalıdır.” -W. Kandinsky

“Renk klavyedir, gözler çekiçler, ruh ise birçok teli olan piyanodur. Sanatçı, ruhu titretmek için şu ya da bu tuşa basarak piyanoyu çalan eldir.”-W. Kandinsky
Her müzik türünü ayrı ayrı sevsem de resimlerimi yaparken bana en çok destek olan tür, jazz. Doğaçlama üzerine kurulu bir tür olması beni büyülüyor. Eserlerini o an sahnede canlı canlı yaratıyorlar ve eşsiz eserler ortaya çıkıyor. Resim de aynen böyle doğaçlama bir dal olduğu için ikisini bir noktada birleştirmek bana çok ayrı bir zevk veriyor.
• Defne’den Not •
Anthony Bourdain dünyayı gezerek bulduğu ilhamını kaleminde ve mutfağında kullandı; Kandinsky ise notalardan aldığı ilhamını zihni yardımıyla tuvaline döktü. Ben de resim okuyan, hayallerinin, hedeflerinin peşini asla bırakmayacak 17 yaşında olan bir genç kız olarak onlardan aldığım ilhamımla gerçekleştireceğim hayallerimi. Çiziyorum, okuyorum, yazıyorum, geziyorum… Hatıralarımla yaratıyor, yarattıklarımla hatırlıyorum. Çünkü yaşamak; dünyada ufacık da olsa izler bırakmaktan, hayatı tüm yoğunluğuyla hissetmekten ve o izleri sanatla kendimize hatırlatmaktan başka ne ki?

İlham Sepeti
- Rick Rubin – Yaratıcı eylem: Bir var olma biçimi (kitap)
- Julia Cameron – Sanatçının Yolu (kitap)
- Wassily Kandinsky – Sanatta maneviyat üzerine (kitap)
- Disney Soul animasyonu
- Coshua Charow youtube kanalı
Sizin de önerilerinizi, yaratıcı fikirlerinizi bekliyorum!

